|
BÜYÜK PETRO DÖNEMİ
Aleksey'in oğlu "Büyük" lakaplı I. Petro'nun sıra dışı dönemi, ülkeyi yeniden canlandırmıştı. Bir reform atmosferinde yetişen Petro, Rusya'yı modern bir Avrupa devleti yapmaya kararlıydı. 1697 yılında yurtdışına çıkan ilk Çar oldu, amacı gemi yapımını ve Avrupa' daki diğer teknolojileri öğrenmekti. Dönüşünde hemen bir Rus donanması yapımına girişti, orduda reformlar yaptı ve askerlerinin Batı tarzında giyinmesini sağladı. Petro 1709 yılında Poltava'da, bir asırdır Rusya'nın başına bela olan İsveçlilere karşı zafer kazandı ve böylece Avrupa'ya ülkesinin artan gücünü göstermiş oldu.
Petro, Moskova üzerinde iki yönlü bir etki yarattı. On yaşındayken yakınlarının Streltsi İsyanında Kremlin'de öldürülmesine tanık olmuştu. Bu ayaklanma, annesinin ailesi Narişkinlerle babasının ilk karısının ailesi olan Mi loslavskiler arasındaki taht kavgası yüzünden çıkmıştı. Sonuçta Petro, üvey kardeşi İvan'la birlikte çar oldu, ancak bu onda Moskova'ya karşı hastalıklı bir güvensizlik yarattı. Hep beklediği intikamını, 16 yıl sonra bini aşkın Streltsi'yi zalimce katlederek aldı. Petro ayrıca, kuzeydeki bataklık Neva bölgesinde yeni bir kent kurdurdu ve çarlık ailesiyle hükümet makamının buraya taşıdı.
ÇARİÇELER DÖNEMİ
Büyük Petro'nun 1725 yılındaki ölümünden sonra, 18. yüzyılın büyük kısmında Rusya'yı kadınlar yönetti: I. Yekaterina, Anna, Yelizaveta, II. Yekaterina. Çariçeler, Meryem'in Göğe Çıkışı Katedrali'nde taç giydikleri halde, daha Avrupai Petersburg'da yaşadılar. Ne ki, Petro'nun huysuz ve eğlenceye düşkün kızı Yelizaveta zaman zaman Moskova'da da kalmıştır. Petro döneminde, Petersburg dışında tas bina yapımı yasaklanmıştı. Yelizaveta döneminde, özellikle de burada yaşamayı tercih eden kimi önde gelen Rus aileleri sayesinde, Moskova'da birçok yeni bina yapıldı. BÜYÜK YEKATERİNA
1762 yılında "Büyük" lakaplı Alman prensesi II. Yekaterina, âşığı ve muhafız subayı Grigori Orlov'un yardımlarıyla iktidarı iradesiz kocası III. Petro'dan aldı. Bu zeki ve enerjik kadının önderliğinde, itibarı bir kez daha yükselen ülke, Osmanlı imparatorluğu ile eski hasmı Polonya'dan topraklar kazandı. Yekaterina, Avrupa sanat koleksiyonları ve başta Voltaire'in kütüphanesi olmak üzere kitaplar satın aldı, ülkenin yasal sistemindeki reformların temelini oluşturacak Nakaz'ı (Çarlık Talimatnamesi) yayımlattı. Moskova'yı içe ve geriye dönük gören bu modern Avrupa kraliçesi kentte pek az zaman geçirdi.
Zamanda, Avrupa'dan beraberlerinde liberal fikirlerin tohumlarını da getiren askerlerle, Napoleon Savaşları, Rus siyasi tarihinde bir dönüm noktasıydı. Demir Yumruklu Çar I. Nikola'nın sarayından uzakta bulunan Moskova, Herzen ve Dekabristler gibi ilk devrimcilerin tartışmalarına verimli bir ortam sağladı. Ne var ki, kent sakinlerinin büyük çoğunluğu, mali kaynağı sertlik sistemi olan rahat ve tutucu bir kozaya kapanmıştı. Ancak 1861 yılında Serflerin Özgürleşmesi'yle birlikte, pek çok soylunun ekonomik gücü de ciddi biçimde zarar gördü. Kendi topraklarını satın alamayacak denli yoksul düşen özgür seriler, ticaret ve sanayi girişimcilerinin fabrikalarında çalışmak üzere buralara akın ettiler.
1890larda sanayileşme konusunda önemli adımlar atılmış olsa 20. yüzyılın dönüm noktasında Rusya korkunç bir çöküşle karsı karşıya kaldı. II. Nikola'nın Japonya'yla yaptığı taktik savaşının geri tepmesi ekonomik kargaşaya ve işçi sınıfının daha da yoksullaşmasına yol açtı ve bu dönem 1905 Devrimiyle noktalandı. Halk 9 Ocak 1905 tarihinde Petersburg'da bir gösteri yaparak şikâyetlerini çara iletmek istediyse de, bunun karşılığı mermiler oldu. Bu "Kanlı Pazar"ın haberi hızla yayıldı ve ülke çapında grevler patlak verdi. Nikola bir felaketi öinlemek için temel sivil haklar ve seçilmiş bir parlamento için söz vermek zorunda kaldı; ne var ki, işine gelmediğinde parlamentoyu feshedecekti. bu keyfi tutum ve çarlık ailesinin "kutsal insan" Rasputin ile kurduğu dostluk, Romanovların itibarını yitirmesine yol açtı.
Patlak veren I. Dünya Savaşı'nın estirdiği vatanseverlik rüzgârlarını kullanmak isteyen deneyimsiz Nikola, birlikleri kişisel kumandası altında topladı, ne var ki, 1916 yılının sonuna doğru Rusya 3,5 milyon kayıp verdi. Cephede moral düşüktü ve ülkede yiyecek stokları iyice azalmıştı.
İMPARATORLUĞUN SONU
1890larda sanayileşme konusunda önemli adımlar atılmış olsa da. İn yüzyılın dönüm noktasında Rusya korkunç bir çöküşle karsı karşıya kaldı. II. Nikola'nın Japonya'yla yaptığı taktik savaşının geri tepmesi ekonomik kargaşaya ve işçi sınıfının daha da yoksullaşmasına yol açtı ve bu dönem 1905 Devrimiyle noktalandı. Halk 9 Ocak 1905 tarihinde Petersburg'da bir gösteri yaparak şikâyetlerini çara iletmek istediyse de, bunun karşılığı mermiler oldu. Bu "Kanlı Pazar"ın haberi hızla yayıldı ve ülke çapında grevler patlak verdi. Nikola bir felaketi ("inlemek için temel sivil haklar ve seçilmiş bir parlamento için söz vermek zorunda kaldı; ne var ki, işine gelmediğinde parlamentoyu feshedecekti. bu keyfi tutum ve çarlık ailesinin "kutsal insan" Rasputin ile kurduğu dostluk, Romanovların itibarını yitirmesine yol açtı. Patlak veren I. Dünya Savaşı'nın estirdiği vatanseverlik rüzgârlarını kullanmak isteyen deneyimsiz Nikola, birlikleri kişisel kumandası altında topladı, ne var ki, 1916 yılının sonuna doğru Rusya 3,5 milyon kayıp verdi. Cephede moral düşüktü ve ülkede yiyecek stokları iyice azalmıştı. MOSKOVA' NIN YÜKSELİŞİ
Mogollar, 14. yüzyılda işgal etlikleri prensliklerden vergi toplaması için Moskova'yı komşularından daha güçlü bir duruna getirdi ve "Kahta" yani "para kesesi" lakaplı, iktidara susamış Prens I. İvan'ı (1430-40) başa geçirdi. İvan komşusu Tver Prensinin başlattığı ayaklanmayı bastırarak dalkavukluğunu ortaya koymuştu. Ancak Moğollar kendi kazdıkları kuyuya kendileri düştü: onların cömertliği sayesinde Moskova giderek gelişti ve gerçek bir tehlike oluşturmaya başladı. 50 yıl içinde pek çok Rus prensliğinin Moskova Prensi Dimitri Donskoy (1359-89) önderliğinde kurduğu ordu, Mogollara karşı ilk zaferini kazandı ve böylece Rus ulusu fikri doğmuş oldu.
Moskova'nın Kuzey Buz Denizi'nden Urallar'a kadar uzanan geniş bir krallığı yönettiği "Büyük" III. Kanın (1462-1505) döneminde, Moğollar tamamen alt edildi ve etkisiz kılındı. İvan, İstanbul, 1453 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedildiginde kentten kaçan son Bizans imparatorunun yeğeniyle evlendi ve böylece Moskova'nın itibarı ve gerçek Ortodoks dininin son savunucusu olduğu iddiası büyük ölçüde güçlendi, han. ayrıca, muazzam bir yapım projesi başlatarak kentin statüsünü artırmaya çalıştı. Bugünkü Kremlin duvarlarını inşa eden İtalyanların da aralarında bulunduğu yabancı mimarları ülkeye davet etme ve sanat hamiliği yapma geleneğini başlattı.
KARIŞIKLIK DÖNEMİ
Bu dönemde köylü ayaklanmaları ve taht üzerinde hak iddia edenlerin yönetime el koyma girişimleri toplumsal ve ekonomik düzeni altüst etti. On dört yıl boyunca, tahtta Ivan'ın özürlü oğlu Fyodor (1584-98) vardı, ama ipler nefret edilen bir opriçnik olan Boris Go-dunov'un elindeydi. Fyodor, ardında bir varis bırakma- j dan öldüğü zaman Godu-nov Kremlin'e yerleşti, ancak kısa bir süre sonra başka bir iktidar talibinin hedefi oldu. Korkunç Ivan'ın ölen en küçük oğlu Dimitri olduğu iddiasındaki bu talip, 1604 yılında Polonya'nın desteğindeki 4000 kişilik bir orduyla Moskova'ya yürüdü. Godunov'un 1605 yılındaki ölümüyle tahta çıkan Dimitri kısa zamanda öfkelendirdiği Moskova Boyarları tarafından öldürüldü ve yerine, Boyarlardan bir sahtekâr olan Vasili Şuyski'yi tahta çıktı. 1607 yılında bir ikinci "Düzmece Dimitri" ortaya çıktığında Şuyski yeni bir Polonya müdahalesi için isveç'e sığındı. Polonyalılar 1610 yılında kente girdi, ancak Boyarlar Şuyski'yi tahttan indirdiler. Kuzeyde isveçliler, bu karışıklıktan yararlanıp Novgorod'u işgal ettiler. Kuşlar, Prens Pojarski ve Minin önderliğinde birleşerek işgalci Polonyalıları kovdu, Kremlin 1612 yılında kuşatmadan kurtuldu. Ortaçağ Dönemi
Moskova, 400 yılda, 11% yılında inşa edilen ahşap bir kaleden (kremlin), "dışarıdan Kudüs gibi ışıldayan ama içi Beytlehem gibi olan" gelişmiş bir başkente oldu. Dairesel duvarları, ortasında Kremlin'in bulunduğu küçük mahalleleri sarıyordu. Ahşap duvarlar 1367 yılında kenti Moğol saldırılarından korumak ivin kireçtaşıyla, 1495 yılında ise masif tuğla örgüyle yenilendi. Taş katedraller, 1-|53 yılında İstanbul'un düşmesinin ardından "Üçüncü Roma" olmaya aday Moskova'nın gurur kaynağıydı. İnfazlardan yortulara kadar pek çok olaya sahne olan Kızıl Meydan Kremlin'in yanındaydı. Kentin geri kalanı Boyarlar, tüccarlar, uşaklar, seyyar satıcılar ve zanaatkârları barındı yordu Rus Devrimi
Moskova'yı bir kez daha başkent yapan Rus Devrimi, 20. yüzyıl tarihinin en önemli olaylarından biridir. 1916 yılının sonuna gelindiğinde, I. Dünya Savaşının getirdiği yıkımla yüzleşen Rusya'da hakanlar ve generaller bile çarın yönetim yeteneğinden şüphe ediyorlardı. 1917 yılında iki ayaklanma yapıldı: Kitle grevleriyle başlayıp II. Nikola'nın görevden çekilmesiyle sonuçlanan Şubat Devrimi ve geçici hükümeti devirip Komünistleri iktidara taşıyan Ekim Devrimi. Bunları izleyen iç savaşı da kazanan Komünistler, yeni bir toplumun yapılandırılması için kolları sıvadılar.
Büyük Ivan'ın torunu olan "Korkunç" lakaplı IV. İvan (1533-84) kendini Moskova Prensliği'nden Tüm Rusya'nın Çarlığı'na yükseltti. Onun döneminde Rusya, Urallar'm ötesine, Sibirya'ya kadar genişledi ve ingiltere'yle güçlü ticaret bağlan kuruldu. Kırım Mogollarının 1571 yılına kadar Rus başkentine aralıklı saldırılar düzenlemesi nedeniyle kent duvarları takviye edildi.
Fakat, güçlü bir kişilik olsa da, Ivan'ın korkunç bir paranoyası vardı. Çok sevdiği karısı Anastasya'nın ölümünden Boyarlar'ı sorumlu tutan Ivan, Rusya'nın ilk polis örgütünü kurdu. Opriçnina denilen bu siyah kukuletalı uğursuz polis ajanları, çarın sözde düşmanlarını ezmek için bazı köyleri topluca katlettiler. Ivan, ayrıca, hem aristokratlara hem de köylülere bazı sınırlamalar getirdi, ülkede gerilemenin başlamasına yol açacak otokratik gelenekler yerleştirdi, ne ki, asıl mirası, bir paranoya nöbetinde kendisi gibi Ivan adını taşıyan tek oğlunu öldürerek Varaeg hanedanına son verdi.
|